Kenan; Sermaye İmparatorluğu – Ellen M.Wood

Geçmişi bilmeyen bugünü eşsiz sanır!” sözü, tam da hem kapitalist emperyalizmin hem de ulus devletlerin yerini “küreselleşme” ile birlikte tanımlanabilecek yeni bir sürecin aldığı tezinin savunucuları için geçerlidir. Küreselleşme savunucularına göre, emperyalizmin ve ulus devletin yerini, her yerde ve hiçbir yerde olan devletsiz bir ‘egemenlik’ biçimi almaktadır. Günümüzde çağı yakalamanın simgesi haline gelen yaygın ve egemen olan küreselleşme tezinin savunucularına göre emperyalizmin varlığı konusunda hala ısrar edenler eskiyi savunan dinozorlardır. Kapitalizmin doğuşundan bu yana değişiklikler geçirmediğini iddia etmek mümkün değildir, ancak küreselleşmecilerde görülen tipik bir hastalıktan bahsedilebilir: Tarihsel perspektiften yoksunluk. Wood’a göre, devlet, özellikle küresel biçimi içindeki sermayeye eskiden hiç olmadığı kadar gereklidir. Küreselleşmenin siyasal biçimi küresel bir devlet değil, bir çok devletten oluşan küresel sistemdir ve yeni emperyalizm kendi özel biçimini sermayenin yayılmacı ekonomik gücü ve onu yaşatan ekonomi-dışı (şiddet/zor) güç arasındaki ilişkiden almaktadır.

Duygu’s; Bana Şans Dile…Blandine Le Callet

Bana Şans Dile
Bir düğün gününün sadece mutlu değil aynı zamanda hayatınızı değiştirebilecek ..bir gün olduğunu da fark edeceksiniz…  Blandine Le Callet’nin kurgusu hayranlık uyandırıyor.

Elif; Cahillikler Kitabı -John Lloyd

Bildiğinizi düşündüğünüz her şey yanlış? Bu kitap, yaygın kanılarla ilgili yanlış bilgilerimizin ve yanlış anlamalarımızın kapsamlı bir listesini sunuyor. Cahillikler Kitabı, filozofların, bilimcilerin ve sokaktaki insanların tarihin büyük bölümünde cevabını aradıkları bir soruya ışık tutuyor: Hakikat nedir, zırva nedir? Thomas Edison herhangi bir şey hakkında yüzde birin milyonda birinden daha az şey bildiğimizi söylüyordu; Mark Twain sadece matematikte uzmanlaşmak için sekiz milyon yıl gerektiğini düşünüyordu. Cahillikler Kitabı da, bilinecek ne varsa bildiklerini düşünenlere, ?her şey bu metinde açıklanmıştır, bilmeniz gereken başka hiçbir şey yok? diyenlere meydan okuyor. Siz hâlâ iki tane burun deliğimiz olduğunu, Dünya?nın tek bir uydusunun bulunduğunu, beş duyumuz olduğunu, suyun renksiz olduğunu, Amerika?nın adının Amerigo Vespucci?den geldiğini ya da 36 Osmanlı padişahı olduğunu düşünüyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.

Didem; 4 bin yıllık iki kent bulundu….

Çin’in orta kesimindeki Hınan eyaletinde iki antik kente ait kalıntılar ortaya çıkarıldı

Hınan eyaleti Kültürel Miraslar İdaresi Başkan Yardımcısı Ma Şiaolin, bulunan kentlerin 4 bin yıl öncesine ait olduğunu söyledi. Uzmanlar, yapılan son keşiflerin erken dönemlere ait kültürler, kentler ve milletlerin kökenine ışık tutacağı değerlendirmesinde bulunuyor.

Bulunan antik kentlerden birinin Şia Hanedanlığı (M.Ö 2100-M.Ö 1600) dönemine ait bir kabile devleti, diğerinin de erken Şang Hanedanlığı (M.Ö 1600-M.Ö 1100) dönemine ait bir askeri kent olabileceği kaydedildi.

Vangcinglou kalıntı bölgesinde keşfedilen iki şehrin de dörtgen şeklinde olduğu belirtilirken, antik kentlerin toplam 1.68 milyon metrekare alan kapladığı bildirildi. Yetkililer askeri kentin 2 bin metrekare civarında bir girişi bulunduğunu ve keşfin en eski giriş olduğunu ifade etti.

Kalıntılar arasında şehir surları, kale hendekleri, yollar ve mezarların da bulunduğu kaydedildi.

 

M.Serdar Kuzuluoğlu;’En güvenli bilgisayar fişi çekilmiş bilgisayardır’ terimi boşuna değil

Bedava güvenlik

En güvenli bilgisayar fişi çekilmiş bilgisayardır’ terimi boşuna değil
Teknik deneylerde internete bağlanmış bir bilgisayar en geç iki dakika içinde tarama yapan zararlı yazılımlar tarafından ziyaret ediliyor. Yeni nesil zararlı yazılımlar hiçbir şey yüklemeseniz bile bulaştıkları web siteleri üstünden sadece sayfayı ziyaret ettiğiniz de bile bulaşabiliyor. Özetle; eğitim de güvenlik de şart. İşte yolları…
Virüslere karşı: Avast
Adres: goo.gl/jgysi
***
Antivirüs uygulamalarının çoğu satın aldığınız bilgisayarların içinden bedava çıkıyor ama çoğu kullanıcı bunların en fazla üç aylık deneme sürümleri olduğunun ve satın almadıkça korumaya devam etmediğinin farkında değil. Avast?ın Türkçe desteğine de sahip ücretsiz sürümü güvenli internet kullanımı için fazlasıyla yeterli. Tek dezavantajınız yeni virüs güncellemelerinden biraz daha geç haberdar olmak. Ancak hiç olmamaktan kesinlikle her zaman yeğdir. İstediğiniz an ücretli versiyona geçmeniz de her zaman mümkün.
Daha güvenli kullanım için
Adres: guvenliweb.org.tr
***
7 bine yakın siteyi erişime engelleyerek elinden gelen ön korumayı ardına koymayan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, gözünden kaçan sitelere karşı kontrolü kısa bir süre olsa da bize vermek için bu bilgilendirme sitesini açmış. Sitede ailelere, yaş gruplarına göre çocuklara ve eğitmenlere tavsiyelerin yanı sıra güvenlik konusunda karşılaşılan terimler, güncel tehditler ve korunma yöntemlerine karşı önlemlere de yer verilmiş. Tasarım ve mekaniği devlet bürokrasisinden nasibini almış ancak mesajını aktarabiliyor. ABD versiyonunu staysafeonline.org adresinden inceleyebilirsiniz.
Karşı istihbarat yöntemleri
Adres: housecall.trendmicro.com
***
Microsoft Windows kullanan bir bilgisayarın antivirüs ile korunduğunu sanmak yağmura kağıttan şapkayla önlem almaktan bile daha iyi niyetli bir yaklaşım. Çünkü virüsler kadar büyük bir diğer bela da ?spyware? adı verilen casus uygulamalar. Geleneksel virüs tarayıcılara takılmayan bu küçük zararlılar ancak özel uygulamalarla temizlenebiliyor. Geçici olarak kullanmak zorunda olduğunuz bilgisayarlarda şifreler başta olmak üzere bütün kişisel bilgileri çalmaya programlı bu casus yazılımları tarayıp temizlemek için bu sitedeki küçük uygulama yeterli. İnternet üstünde yapılan bir taramayla geçici de olsa ?steril? bir bilgisayar kullanımı mümkün.

Zübeyir ; Canlar Kendi Yazdığım Bir Yazıyı Paylaşmak İstedim… Kitabımdaki Mektup !

Canlar buraya kendi yazdığım bir yazıyı koyma konusunda nasıl gaza geldim bilmiyorum ama buranın ahalisini seviyorum ve ufaktan bi fikir almak da fena olmaz sanırım aşağıdaki yazı 5-6 yıl içinde bitirmeyi umduğum kitapta mektup olarak bulunacak ufak bi kısım. Her türlü eleştiri kabulümdür, hatta olumsuz olurlarsa daha mutlu olurum. İnsan; kibire çok meğilli, malum. Güzelle mükemmelin ayrımını becerememek olağan bi sorun ki her zaman kendinden yana olan nefs, egomuza hava basıp şişirebilir lüzumundan fazla.

———————————————————————————————————————–

Kusuruma bakma aptallaştım ben yine. Ne söylediklerimin ne derece anlamlı olduğunu ne de ne söylediğimi tartacak durumda değilim. Her cümlemin her fikrimin içinde adının geçiyor olması yetiyor benim için anlamlanmaya. O kadar basit, o kadar kolaycı hayallerim. Namlunun ağzında dışarı çıkmayı bekleyen kurşun kadar apansız arzuluyorum adını cümlelerimin başköşesine oturtmayı. Bir dakika sonra elinde olacak balona bile hasret duyan çocuk kadar ulaşmak istiyorum bir anda sana. Ondan şaşkınlığım, ayarsızlığım. En son teknoloji çamaşır makinesiyle kafa kafayadır kafamın seni görünce dönüş hızı, ondan bulanıklaşıyor her şey, düşününce çilekli turta tadında yüzünü. Çilekten de güzel turtadan da her zerren. Gözlerin görülmek için konmuş ay misali alnının altına. Burnun koklamaya da yarar elbet ama estetisyenlerin yapmaya ömrünü harcayıp başaramayacağı alamet-i harika. Dudakların sükut içindeyken altınsa her bir kelimende bir başka pırlanta.

Olur ya ayağın takılır düşersin bir gün cennetten, kim bilir kusursuzluğa inat yapacağın hatan bu olur. Bilirim inatlaşırsın özellikle zaptırapt altına alınma konusunda. Sonra yolun da yoluma düşer bir bakarım gökte ararken aval aval; yerdesin, çoktan yağmışsın beden-i toprağıma. O gün ne güzel bayram olur, ne kutlu. Kedi badalları yaparım istersen, hatırlarım nasıl yapıldığını. Seninle işe yarar, gereksiz diye burun kıvırıp, zamanında önemsemediklerim. Mesela, taklarla süslerim şehrin tüm caddelerini eski şiirlerdeki vaatler gibi. Tak ne demek bildiğimden değil ama öğrenirim, irili ufaklı seni mutlu edecekse her şeyi. Mesela çiçekler almak isterim sarsınlar diye çubuk kraker parmaklarını. Yanında hangi çiçek utancından daha çok solacak görür sevinirim ilk bayramlığımı giydiğim günden öte. Yazarken kolay ama o gün sana bir şeyi izah etmeme izin ver n?olur. Ben konuşamam karşında, sesim yeni yetme gencin çaldığı akortsuz gitar olur seninkinin yanında. Hani bir de şu ucuzlardan, başlangıç gitarı diye satılan, az biraz yontulmuş odunlardan. Cümleler kuramam sana; bağlaçlar, yüklemler adını söylemediğim kelimeler olmanın utancından çıkmazlar bir daha dışarı, kapanır ağlarlar odalarında. Anlatamam ki kelimelerle nefesini bir kez hissetsem ömür boyu oksijen tüpüne bağlı yaşamaya gönüllü olduğumu. Elimi tutsan kolumu da oracıkta bırakmaktan sadece sana sarılamayacak olmanın korkusuyla vazgeçeceğimi.

Parmakların, dünyayı oynatmak için mi yaratıldı, insanlar görüp etkisi altında kalmasın diye mi kapattın eldivenlerle. Ben görüyorum ama eldivenlerin içini. Süpermen filan olduğumdan değil haşa, hayal filan da değil basbayağı gözümün önünde kıvrımları. Ellerini tutan eldiven ne şanslı? Sana dokunması için para ödedin değil mi bir de onlara? Belli; ondan bu havası, yüz metre öteden ben buradayım diye bağıran tarzı? Ve mesela, montunu alan diğer müşteriler hiç görmemişlerdir umarım senin üzerinde. O aşk kırmızısı mont, başkaları giydiğinde kederinden sararır, asar suratını, yüzüne bakılmaz. Benim de genelde pek yüzüme bakılmaz, açıp içime baksana. Damarlarıma dokun, kanımı adını haykırmadan taşıyanları kes birer birer ya da lanetle çürüsünler. Senliliği esirgeme hücrelerimden, uzun soluklu umutlar sal her birinin hayal dünyasına. En azından hayallerini hedef yapmaları için umut ver. Bir yol göster tünele giden, sonundaki ışığı görmeseler de girerler izin verirsen.

Belki inanmayacaksın ama tüm insanlığa duyduğum sevgi sana beslediğimin zerresi olsa savaşları bitirir, açlığı dindiririm. Hapishaneler boşalır, birbirimize zarar vermekten utanırız. Seni görmüş gözlerimin, diğer kadınlar artık dünya ahret bacısı, istersen teyzesi ya da amcası. Tüm melekler, huriler, tanrıçalar, her ne olabilirse kadınlığın sembolü; emrime amade olsa, ne dönüp bakarım ne yan gözle. Kazanırsam güleceğini bileyim, kazanana kadar tekrar tekrar, Bolt? la  100 metre koşayım. Ayaklarım su toplayana kadar, gerekirse sabahlara, gecelere, sonraki sabahlara kadar aralıksız koşayım. Sana şaka gelecek ama, elimi bir tutsan ayırmaya itfaiye gerekir. Adımı hatırlamasan, yanlış söylesen, o gün ismim değişir. Ahmet dersen Ahmet, Ayşe dersen Ayşe. Senin kurduğun herhangi bir cümleden öncesi tarih, kuşkularla dolu, doğrusu yanlışı belirsiz. Ne diyorsan gerçeği o; gerisi hikaye, gerisi roman.

O yüzden; hayalden de fazlası olan kadın, n’ olur git deme bana. Git dersen, gelemem? Beni sevme deme? Sarma başıma kördüğümleri, ne yapacağımı şaşırırım; seversem seni kırmaktan korkar, sevmezsem yaşamaktan utanırım.