Sabahları 7-9 , akşamları 17-18 arası Best FM’de insanları güldüren, programlarında sigaraya karşı büyük savaş veren bir radyo kahramanı O. O’nun adı  Cem Arslan, nam-ı diğer Gazor. Gazor ile radyodan, televizyondan, sigaraya karşı verdiği savaştan ve bayan sürücülerden konuştuk.

 Cem Arslan kimdir, bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? 25 Mayıs 1970 İstanbul doğumluyum. İlk ve orta öğretimimi Küçük Yalı’da tamamladım. Liseyi Kadir Has Lisesinde okudum. Kadir Has Lisesi mezunuyum. Tabi lise bittikten sonra bizde çoğu Türk genci gibi üniversiteyi kazanamadık. Fakat üniversiteyi kazanamadıktan sonra neticede bir
çok iş yaptık. O ara Açıköğretime girdim. Sonradan da o zamanki şartlarda hem Açıköğretime devam ettim hem de çalıştım. Daha sonrasında çalışma hayatı biraz daha ağır bastı. Bazı sıkıntılar oldu. Bunun sonucunda çalışma hayatı daha ağır basınca Açıköğretim birinci sınıftan terk olarak sonlandı eğitim hayatım. Mezuniyet anlamında lise mezunluğunda kaldık.

Radyoculuk hayatına nasıl başladınız?: Radyoya başlangıç biraz filmlerdeki gibi oldu. Bir Amerikalı vardı televizyon kuracaktı ve Türklerin de işin içinde olması gerekiyordu. Bize bir araba verdiler, bütçe verdiler, sınırsız gezin, tozun, Türk insanını Amerikalılara tanıtın diye. Benim için de bu adamı gezdir, tozdur Türk insanıyla tanıştır derken bir nevi macera filmlerinde olduğu gibi bir olayın içine girdik yani. Her deliğe girdik çıktık. Türk insanı şunu yer şurda yaşar, şöyle yapar, böyle yapar şunu sever şunu sevmez gibi. Bunlar bana mesleği öğretti. Ben de onları Türk insanının medyatik anlamdaki zevklerinden haberdar etmeye çalıştım. Daha sonrasında onlar Amerika’ya geri döndü ve Kanal 6’ya bir transfer olayımız oldu. Kanal 6’dayken de bir arkadaşımın, sevgili Nilgün Kutlu’nun ön ayak olmasıyla beraber radyoya başladım. Nilgün “hadi senle de bir radyo programı yapalım” dedi ve ön ayak oldu. “Ya benim ne işim var radyoyla, radyo filan istemiyorum” derken kendimi bu işin içinde buldum. İşte her zaman söylüyorum bizim sektör öyle bir sektör ki sizin isteğinizden ziyade sektörün sizi içine alabilmesi önemli. Bizim de öyle başladı ve o gün bugündür böyle gidiyor.

Mikrofon başına geçtiğiniz ilk günü hatırlıyor musunuz? : Evet hatırlıyorum. Mikrofon başına ilk kez Radyo Fener’de geçtim. Ama o dönemde şöyle bir sıkıntı vardı: Ne Rtük vardı ne başka bir şey. Yani bize dur diyen de yoktu, devam et diyen de. Yaptığınız iş güzel olmuş diyen kimse de yoktu, yaptığınız iş kötü olmuş diyen kimse de yoktu. Hani bu içeriği kullanamazsın, bu kelimeleri kullanamazsın, bu konulara giremezsin, bu konular toplum açısından sakıncalıdır diyen bir devlet tarafı, yani Rtük yoktu. Dolayısıyla o zaman kötü bir şey yaptığımız zaman, birilerinin canını sıktığımızda insanlar tepkilerini radyoyu arayarak, mektup atarak belirtiyordu sizden şikayetçiyiz diye. Tabi 15 sene önceden bahsediyorum. 15 sene öncenin toplum yapısı bugüne kıyasla her tür konuyu kaldıramıyordu. Mesela erotik bir espiri olsun, ya da dini içerikli bir espiri olsun veya spor konusunda olsun, insanlar kaldıramayabiliyordu. Yani Türkiye’de din, spor ve erotizm konuşacaksanız eğer, bunun çizgilerinin çok iyi belirlenmiş olması lazım ve hangi çizgiler içinde bu konulara el atacağınızı iyi bilmeniz lazım. İşte biz bu zorlukların olduğu dönemde başladık. Ne yapacağımızı bilmiyorduk çünkü bizden öncesi yoktu. Ne yapmamız gerektiğini de bilmiyoruz, ne yapmamamız gerektiğini de bilmiyoruz. Hani yüzme bilmeyen birini denize atarsın, yüzdü yüzdü üzemedi boğuldu gitti misali. Biz radyo programına bir nevi öyle başladık.

Canan; Cem Arslan Kimdir ?, 10.0 out of 10 based on 2 ratings